
Güç
kartı Kahramanın Yolculuğu'nun
Çağrı aşamasının üçlü
kart grubunun (İmparator - Aziz - Aşıklar) ikinci kartıdır.
Bu
kart Kahramanın Yolculuğu'nda kişinin kendi etik yargılama gücünün
keskinleştiği, iyiyi kötüden ayırmayı öğrendiği, büyümüş olduğu
toplumdan kazanmış olduğu değerlere ilişkin kendi kararını yaşamına
ektiği, yani kendi doğrularını ve yanlışlarını oluşturduğu evreye ve aynı zamanda da derin, yaşamımızı değiştiren, dinî
ya da başka inançsal deneyimlere işaret eder. Olayların bizim için
anlamını, yani bir bakıma kendimizi keşfetmemiz ve bunun sayesinde yaşama
karşı olan inancımızın güçlenmesi demektir. Dolayısıyla temasında değer yargıları, vicdan, kişinin inancını
etkileyen derin deneyim ve kendini keşfetmek var.
Aziz
çocuğu ileride dış dünyada karşılaşacağı şeylere hazırlar. Vicdanı
biçimlenir, iyiyi kötüden ayırmayı öğrenir. Bu kart aynı zamanda bizim
“iyi ve kötü” ölçütlerine göre ayırt etmek için kullandığımız
etik yargılama gücümüzde önemli bir keskinleşme anlamına gelir.
Günlük
hayatta çelişen ve içsel bir karmaşa yaratan ihtiyaçlar, dürtüler,
enerjiler ve durumlar arasında daimi bir yer değiştirme vardır. Seçmek her
zaman kolay değildir, fakat yardımımıza gelebilen bir içsel enerjimiz de
mevcuttur. Bu da din ya da inançtır. Eski kültürlerde bu fonksiyonu istisnasız
uyulması gereken geniş kapsamlı bir tabularda ve dini adetlerde görürüz.
Bu kurallara riayet konusu Aziz’in dışsal yönüdür. Ancak kart esas olarak
olaylara anlam vermeye ve çelişen ihtiyaçlarımızı daha yüksek bir
platforma taşımaya yönelik içsel arzumuzu ifade eder.
Aziz
yaşamın başka bir boyutunu deneyimleme isteği, dünyevi olandan ötesi olduğuna
ilişkin duygudur. Bu duygu ya mevcut bir dini cemiyette ya da kişisel bir tavırda
ifade bulur.
Bu
süreçte anlamlı bulduğumuz ya da bize manevi doyum sağlayan bir şey için
harekete geçeriz. Bu genellikle şimdi daha az çekici olan yönlerimize daha açıklıkla
yaklaştığımız için olur. Bu gölgemizle yüzleşmek, ya da o yönlerimizle
uzlaşmak anlamında değildir. Fakat Aziz sayesinde bu yönlerin bilincine varır
ve onlarla ilgili bir şeyler yapmak isteriz. Dinimizin ya da kişisel inancımızın
öngördüğü şekilde pişmanlığımızı dile getirebilir ve affedilmeyi
dileyebiliriz. Bu bize yolumuzda ilerleyebilmemiz için huzur ve rahatlık
verir. Ve onun verdiği güvence yaşama karşı inanaç güven duymamızı sağlar
ki ilerleyip davranışlarımızın ve eylemlerimizin sorumluluğunu alabilelim.
Bu
evre büyümüş olduğunuz toplumdan kazanmış olduğunuz değerlere ilişkin
kendi kararımızı ekme ve yeryüzü, canlılar ve insanlıkla bütün olma
duygusuyla bir dünya görüşü geliştirme zamanıdır. Burada bütünün bir
parçasını incitirsek kendimizi de inciteceğimizi öğreniriz.
Fakat
bu süreçte takılıp kalırsak din ya da kişisel inanç bizim için bir çeşit
ebeveyn haline gelir ve kendi davranışlarımız için sorumluluk almayız.
Yalnızca bize öğretilenler doğrultusunda karar verir ve davranırız.
Güneş Yamanlıca,
01.07.2007, İstanbul
Kahramanın
Yolculuğu
Kahramanın
Yolculuğu ve Büyük Arkana
|