| Ana Sayfa |
|
| Mayıs - 2010 |
|
Tarot mükemmel bir hizmetkâr, ama çok kötü bir efendidir. ~ Hajo Banzhaf ~
|
|
Hepinize Merhaba,
James Ricklef internet sitesinin gülmece bölümünde Kader Çarkı'nın ifadesi için "Aman olur böyle şeyler, onun için ben de kendime yaşamımla ilgili sorumluluktan kaytarmak için izin veriyorum," diye yazmış. Bunu bir gülmece olarak yazmış ama bunun ciddi bir gerçeklik payı da var.
Tarot ile ilgilenmeyenlerin, onu bilmeyenlerin ve ona inanmayanların - ki aslında bir şeye inanmamak için önce onun ne olduğunu bilmek gerekir - çoğunluğunun Tarot dendiğinde gözünde, sanıyorum büyük olasılıkla bir sirk çadırının içerisinde loş ışıklar altında oturmuş, başına çingene stilinde bir eşarp bağlamış, önünde küresi ile bol elbiseli, bol takılı bir kadın canlanıyordur. Küre diyorum, çünkü küre böylesi bir atmosferi anlatmak için kartlardan çok daha sembolik.
Onlar için bir şey diyemeyiz, çünkü Tarot ile hiç ilgilenmemişler, onu bilmemişler ve böyle de bir önyargı edinmişler. Ama şu var ki bu önyargının edinilmesine biraz da bizler katkıda bulunuyoruz. Tarot'ya sanki bizim dışımızda başlı başına büyülü bir güce sahipmiş gibi davranıyor ve kendimize yaşamımızla ilgili sorumluluktan kaytarmak için izin veriyoruz. Yani Hajo Banzhaf'ın deyişiyle Tarot orada bize hizmet etmek üzere dururken, biz onu kendimize efendi kılıyoruz. Bunu öncelikle kartları fiziki olarak muhafaza ederken yapıyoruz. Destemize bizden başka kimse el sürmemeli ya da kartlar siyah ipek bir torba içerisinde muhafaza edilmeli gibi inanışlar geliştiriyoruz. Bunların hiçbirisi bir zorunluluk, gereklilik değil. Tek önemli olan şey kartlarla çalışırken ve açarken onlarla en rahat diyaloğa girebildiğimiz, zihnen dağınık ve gergin olmadığmız sakin bir ortamı ve yöntemi kendimize göre oluşturmamız. Bunun dışındakiler yalnızca Tarot'ya büyülü bir kimlik kazandırıp ilginç kılmak için ileri sürülen şeylerdir. Halbuki esas ilginç olan Tarot'nun bize söyledikleridir ve bizim şekilden ziyade bu söylediklerine odaklanmamız gerekir.
James Ricklef Asılan için de şöyle demiş, "Bugün kendime yaşamımdaki tüm acılar için başka birisini suçlu hissettirebilmenin pasif-agresif bir yolunu bulacağım." Biz Tarot'yu kendimizin efendisi haline getirdiğimizde bunu gerçekleştirmiş oluruz. Suçlu olanlar kartlar ve o kartların dediği doğrultuda gelişen olaylar ve bize karşı o kartların dediği gibi davranan insanlar. Peki biz neredeyiz? Biz oturmuş, yalnızca kartlara bakıyor, kendi sorumluğumuzu almıyor ve bir şey olduğunda da, "Bak işte kartlar zaten bunun böyle olacağını söylemişti diyoruz."
Bilinçdışı ile bilinç diyaloglarını Tarot kartlarının resimsel ve sembolik dilinin geliştirmemize ve anlamamıza yardımcı olduğu sezgilerimiz kanalıyla sağlarlar. Ama bu, sezgileri güçlü olan bir insanın Tarot dilini öğrenmesine gerek olmadığı anlamına gelmez. Sezgileri güçlü insanlar sezerler, ama sembolik dili öğrenmedilerse o sezgilerini bilinçlerine tercüme edemezler. Ne yapacaklarını bilmedikleri bir sürü sezgi ile baş başa kalırlar ve işte o zaman Tarot'nun büyülü olduğuna ve kartların kendilerinin sahip olduğu güçten öte bir güce sahip olduğuna inanırlar. Sembolik dili öğrenmeden kartları açtığımızda özellikle Ölüm kartı ya da Şeytan kartı gibi ürkütücü kartlar karşımıza çıkacak olursa bu kartların gerçek anlamını kavrayamadığımız için tek seçeneğimiz kalır, o da kendi yaşamımıza aktif olarak müdahale edip geleceğimizi kendi lehimize çizmek yerine korkumuzla baş başa oturup olacakları beklemek.
Tarot kartlarının bize gösterdiği ana ilişkin potansiyeller ve olasılıklardan gereken mesajı alıp kendi yönümüzü belirlemek ve olacakları etkileyip çizgimizi değiştirmek bizim elimizde ve sorumluluğumuzdadır.Yani kartlar hiçbir zaman bize ne yapacağımızı ya da ne olacağını dikte etmezler. Onların böyle bir gücü yoktur. "Güç bizdedir!" Kendi özgür irademiz olduğunu hiçbir zaman unutmamalıyız, aslolan budur ve kendi geleceğimizi biz kendimiz inşa ederiz.
Yaşam yolunuzda gücü elinize alabilmeniz dileğiyle yolunuz açık olsun.
Güneş Yamanlıca
|
|
© 2010, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ Bu sitedeki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez. |