Ana Sayfa
Ölüm'den Sonra Ay Vardır

Bir Tarot Hikâyesi...

 

“Gene nerede şu anahtar?” dedi kendi kendine, elini çantasının dibine daldırırken. Apartman kapısının önünde, bir eliyle alışveriş torbalarını tutmaya çalışırken diğer eliyle de anahtarını bulmaya çalışıyordu. Her zamanki gibi anahtarını o dipsiz çantasının içerisinde kaybetmişti. Bu da bir şey mi? Asıl kendisini kaybetmişti son zamanlarda. Anahtar kaybetmek de neydi ki?  Onun için en azından çilingir vardı. Acaba çilingirde ruhunun o bir türlü açamadığı kilidi için de bir alet var mıdır, diye düşündü gülümseyerek.

 

Anahtar kaybetme ve bulma konusunda yeterince  idmanlı olduğu için anahtarı çantasında el yordamıyla bulması  çok uzun sürmedi. Dairesine çıkarken, “Keşke insan el yordamıyla çıktığı yaşam yolculuğunda da yolunu bu kadar kolay ve çabuk bulsa,” diye düşündü.

 

Evine girdi, içindekilerin buzdolabına girmesi gerekenlerin dışında kalan torbaları boşaltılmak için belki birkaç gün belki de bir hafta bekleyecekleri köşeye koydu. Buzdolabına girecekleri yerleştirdi ve üstünü bile değiştirmeden doğru çalışma odasına gitti, masasına oturdu. Tam açmak için bilgisayarın düğmesine  basacaktı ki vazgeçti. Odasına bir baktı, aynı ruhu gibi oda da karmaşa içerisindeydi. Yatak odası ise ondan da beterdi. Ortalık ayıklanmayı ya da kaldırılmayı bekleyen kıyafetlerle doluydu. O ise hiç ara vermeden alışveriş yapmaya devam ediyordu. Her alışveriş sonrası eve dönerken, “Gideceğim ve gardıropta giymediğim ne varsa atacağım,” diye söz veriyordu kendisine. Atacak ve gardırobunu sadeleştirecekti, bunun için gerçekten derin bir özlem duyuyordu, aynı yaşamını sadeleştirmek için duyduğu arzu gibi. Ama arzusunu bir türlü gerçekleştiremiyor, gerçekleştirmeye girişmek için yerinden bile kalkamıyordu. Üstelik yaptığı alışverişler yalnızca kıyafetle de sınırlı değildi.

 

Kendisine yeni bir yaşam kurmaya karar verdiği  zamanı düşündü. Ne kadar heyecan doluydu. İlk defa yalnız yaşayacak ve kendisi dışında kimsenin sorumluğunu taşımayacaktı. Ama tabii o zamanlar yaşamda en zor işin kendi sorumluluğunu üstlenmek olduğunu bilmiyordu. Kendine bakmak ve kendini beslemek kolay yapılır bir şey değildi. Hatta kolay yapılır olmama tanımlaması bile yetersizdi. Bakmanın ve beslemenin gerçekte ne anlama geldiğini insan ancak kendi kendisiyle başabaşa kaldığında anlıyordu, üstelik gerçekleştirmek için anlamak da yetmiyordu. Bunu gerçekleştirmek cesaret ve kararlılık istiyordu.

 

Yıllar süren  sancılı ve acılı Ölüm sürecinin ardından Kule’ye çok çabuk atlamış ve kendisini birdenbire Yıldız’da bulmuştu. Öyle bir Yıldız yaşamıştı ki o Yıldız’ın içerisinde kaç yolculuk yaşadı kendisi bile sayısını bilmiyordu. Üstelik bu yolculukların neredeyse tamamı “aslolan hedef değil, süreçtir,” ifadesini var güçleriyle kanıtlamışlardı kendisine.  Ama şimdi önünde bir Ay vardı ki, öyle böyle değildi. Bu kadar mı olur? Ay’la ilgili bildiği ne varsa yaşıyordu şimdi, ama yaşamak hiç de bilmek gibi kolay olmuyordu, hele ki Ay söz konusu olduğunda.

 

Sadeleşme işini gerçekleştirmemek, bırak gerçekleştirmeyi, gerçekleştirmeye girişmemek için, “Bugün artık farklı bir gün olacak!” diyerek uyandığı her yeni günde kendini önünde ulaşılabilir olan ilk şeye bağımlı kılıyordu. Halbuki daha önceleri bağımlılık desen aklına gelen şey alkol ya da sigara bağımlılığı olurdu. Sigara ona göre önemli bir bağımlılık değildi ve neyse ki alkol de bağımlılık olacak kadar ilgi alanına girmiyordu. Ama o, demin düğmesine basmak üzereyken vazgeçtiği bilgisayar yok mu, işte o da alışveriş gibi kendisini esir ettiği bağımlılıklardan birisiydi.

 

Tüm bunları düşünürken birden aklına Güneş, Mahkeme ve Dünya kartlarındaki figürlerin giyinik olmadığı, yani kıyafetlerinin olmadığı aklına geldi. O zaman farketti,  neden tüm bu ölçüsüz alışverişin içerisinde en büyük payın kıyafetlere düştüğünü. Üstelik kendisini yalnızca kıyafetlerle değil, aynı zamanda sürekli verip geri aldığı kilolarla da sarıp sarmalıyordu.

 

İnsanın giyinik olmadan, tümüyle örtüsüz yani korunaksız olarak yaşama dahil olmaya ilişkin korkusu ne kadar büyük ve bu korku nedeniyle kendini bağımlı kılmak için bulabileceği canlı ya da cansız madde sayısı ne kadar sınırsızdı. Ay’ın neden bu kadar derin olduğunu ve bu derinliğe dalan kimilerinin neden geri çıkamadığını şimdi anlamıştı.

 

Masadan kalktı, köşeye koyduğu torbaları aldı, yatak odasına gitti ve gardırobun kapağını açtı...

 

 

© Güneş Yamanlıca, 06.06.2011, İstanbul

 

 

tarotdergisi@gmail.com

 

Başa Dön

 

© 2011-2012, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu sitedeki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.

Site Meter