|
Tarot'yla tanışmam her ne
kadar 20'li yaşlarıma rastlasa da, asıl “İnsan kendini nasıl tanır?”
sorusuyla başladı bu yolculuk.
“İnsanlar beni niye anlamıyor?” “Doğruyu yapıyorum ama kimse görmüyor!”
“Ne yaptıysam yaranamadım!” laflarını arka arkaya sıralarken aslında
bir aynaya baktığımı, daha doğrusu Şeytan kartının karşıma geçip
“Bak, o reddettiğin duygular aslında sana aitler,” dediğini anlamamıştım.
İyi olmaya kendimi çokça
zorladığım zamanlarda içimde hem iyinin hem de kötünün bulunduğunu kabul
etmediğim zamanlardı tarot'yla yola çıkışımız.
Hepimizin içinde hem iyi hem kötü mevcut. Ne kadar iyi tarafımızı yüceltip
aynı zamanda da kötü olabileceğimizin ihtimalini bastırırsak o kadar
dengeyi bozmuş olduğumuzu fark ettim. Abartılı duygularımı fazlaca ortaya
koyduğumda Denge kartının öğrettiklerinden biri de, her duygunun fazlasının
zarar verebileceğiydi.
Ayrıca günün kartında Denge kartını çektiğim bir gün aldığım ölüm
haberi de aslında hayatın dengesini anlatmaktaydı. Sonsuz canlı bir hayat ya
da devamlı bir cansızlık yaşamın onu değerli kılan yanlarını yok saymaz
mı?
Bu yolculukta hemen hepimizin korktuğu kartlar arasında olan Ölüm kartında
öğrendim ki aslında ölmek bir diğer anlamıyla özgürlük - bahsettiğim
sadece fiziksel ölüm değil. Anladım ki bir günü bitirip yeni bir güne başladığımızda,
doğru diye direttiğimiz bir fikri artık savunmaktan vazgeçtiğimizde de ölüyoruz
her gün. Körü körüne savunduğum bir fikri, bana ayak bağı olan her düşünceyi
bırakmak ve yeni şeylere yer açmak sonsuz bir özgürlük duygusu. Başarabiliyor
muyum diye sorarsanız ölmek kolay iş değil - çoğunlukla Asılan’da kaldığım,
adım atmadığım zamanlar çok fazla.
Bu yolculukta öğrendiğim en önemli şeyin başında ise An'a odaklanabilmek
geliyor. Genellikle hep geleceğimizi bilmek isteriz, hiç bir şey yapmayalım,
öylece bekleyelim ve olaylar kendiliğinden çözülüversin ve birileri bizim
başımıza neler geleceğini anlatsın isteriz. Oysa kartlar, yaptığım ve o
an farkında olamadığım bir sürü davranışımı bana göstererek aslında
geleceğimi o anki davranışlarımla şekillendirdiğimi fark etmemi
sağladı. Ne yaptığımızın, nasıl davrandığımızın farkında olabilmek
çok önemli. Yaşadığımız an'da yaptığımız hareketlerin farkında olur
ve çözüm için çaba harcarsak olaylara istediğimiz katkıyı sağlayabiliriz
diye düşünüyorum artık.
Bu yolculuğa yeni çıkmış biri olarak henüz bir arpa boyu yol alamadım
diyebilirim...hayat uzun ve zor bir yolculuk...çoğu zaman her durakta bir şeytanla
karşılaşıyor sonra dengeyi sağlamaya çabalıyorum...bazen dengeyi oturmak
çok da kolay olmuyor...seçim yapmak zorunda kalıyor...farklı farklı
yolların başında, hangi yöne gideceğimi bilemediğim zamanlarda
buluyorum kendimi. Fakat güzel olan şu: böyle zamanlarda kendi içime dönüp kartlardan
yardım almak ve nereden çıkış yolu bulabileceğimin cevabını
görmek...
Sevgiler...
©
Ayşegül
Yeşiloğlu, 23.02.2011, Samsun
|