
Yıldız
Kahramanın Yolculuğu'nun Dönüşe Geçme aşamasının üçlüsünün (XVI
Kule - XVII Yıldız - XVIII Ay) ikinci kartıdır.
Kahramanımız
sonunda yaşam suyuna ulaşmıştır. Buradaki gizem suyun niteliği değil bulunmasındaki
zorluktur. Dante’nin cehennemden çıktığında
dediği gibi “O delikten çıktık ve tekrar yıldızları gördük”. Eski bilincimizin sınırlamalarından özgürleşince
zamana ilişkin eski görüşümüzün ne kadar tek taraflı ve asılsız olduğunu
anlarız. Ve zaman limiti olmayan bir bugünde yaşamayı öğreniriz. Bu gençlik
pınarında yıkanmak gibidir. Yalnızca şimdi vardır.
Yıldız
sürecinde umutlarımızı yeniler ve geleceğe olan güvenimizi geri kazanırız.
Kule süreciden geçmiş olmakla içimizden biliriz ki biz engelleyen şeyler
korkudan kaynaklanmaktadır, yaşam korkusu, kendimiz olma korkusu, başkalarının
bizim hakkımızda ne düşüneceği korkusu. Ve biliriz ki bu engellenme bizim
tüm yaşam duygumuzu bizden alır, atıl kılar, ulaşılamaz yapar ve aynı
zamanda da tüm şok ve yüzleşmeleri kışkırtır. Yıldız artık buna dur
deme zamanı, şimdiki dürtümüz ise gerçekte “biz” olan şeyleri yapmaktır.
Burada telaşın yerini sükûnet almıştır. Bu sükûnet kendini tamamen çekmek
değildir, ama başkalarının kafamızı ütülemesini istemeyiz, çünkü şimdi
yaşamda bizim için en önemli olan şeyi yaşam pınarımızı keşfetmekle meşgulüzdür.
Şimdi ilişkide bulunduğumuz insanlardan gelen dış etkileri daha iyi bir
perspektiften değerlendiriyor ve davranışlarımızın sonuçlarından daha az
korkuyor ve kendimiz daha sakin ve rahat hissediyoruzdur. Bunu dışarıya yansıtır,
çevremizle etkileşimlerimizde daha fazla uyumlaşır, ve kendi işlerimizi
yapmak için daha önce bulamadığımız vakti bulabiliriz. Ama Yıldız bir
yandan da diğerlerini önemser ve onları hesaba katar, yalnızca kendi
ilgisine yönelmiş değildir.
Duygusal
alanda kendini güçlü hissetmek Yıldız sürecidir. Dengeli ve sağlam bir özgüven
geliştirme sürecidir ve bu da kendimizi kabullenmemizi kolaylaştırır.
Burada neyin bize ait olduğunu neyin ise olmadığını keşfedip ayırt etme
ve dış dünyadan kopmadan içsel dünyamızla
olan ilişkimizi geliştirme arzusu söz konusudur.
Yaşamın
kapıyı bize ancak biz kendi potansiyelimizi yaratıcılıkla geliştirdiğimiz
takdirde açacak olması nedeniyle bu kart sürecinde başladığımız şeyler
genellikle olumlu bir yön alır ve başarıya ulaşır. Bu somut olgular (iş,
plan, proje, bir ilişkiye girmek, bir sorunu çözmek, yeni bir hobiye başlamak
vb.) için de geçerli olmakla birlikte esas olarak burada bahsedilen başarı
psikolojik bir olgudur ve bu da bunun kişisel gelişimimiz için olumlu bir süreç
olduğunu belirtir. Bilinç dışımızda yatan dürtü ve modellere ilişkin
daha iyi bir kavrayış geliştirir, benliğimizin derinliklerini daha iyi anlarız.
Ancak bu
süreçte takılı kalacak olursak enerji tersine dönmeye başlar, sükunet
yalnızca görünüşte kalır ve sürekli bir etrafımızdaki kişiler tarafından
teyit ve kabul edilme arayışına girer, huzuru onlarda bulmaya çalışırız.
Beğenilmek için her şeyi yaparız, vücudumuzu beğenmeyiz, sağlımızın kıymetini
bilmeyiz ve kişiliğimizi aşağılama pahasına kendimizi dışsal
standartlarla değerlendiririz.
Halbuki
doğru Yıldız sürecinde edinilecek bu huzur, bilinç dışımıza samimi bir
açıklıkla yöneldiğimizde, daha hala ortaya çıkacak olan derinlerdeki
unsurlarla yüzleşmek için çok önemlidir ki, bu da Ay sürecinde olacaktır..
Güneş Yamanlıca,
01.12.2007, İstanbul
Kahramanın
Yolculuğu
Kahramanın
Yolculuğu ve Büyük Arkana
|