Güneş İlhan ve Yazıları

 

Kart Açılımları

Günün, Ayın, Yılın 

ve Doğum Günü Kartını çekmek için tıklayın.

 

 
Tarot Danışmanlığı

 Tarot Dersleri

Tarot Seminerleri
 

Sözler ve Notlar

 Alıntılar
 

 

 

 
İnanna'nın Yeraltı Dünyasına İnişi Açılımı
 

 

Tarot ve Tarihçesi

Tarot Kartları

Kahramanın Yolculuğu

Büyük Arkana Kartlarının Diliyle Kahramanın Yolculuğu

Diğer Yazılar

Kitaplar

4 Element Testi

 Dergi içi Arama

Mitoloji ve Sembolizm 

Kendi Mitolojimiz 

Astroloji Dergisi
Barış İlhan Yayınevi
Ayşem Aksoy
 

Bilim, fizik dışı fenomenler üzerinde çalışmaya başladığı gün, bir on yılda varoluşundan beri geçen yüzyıllardan çok daha fazla gelişme kaydedecektir.

 

~ Nikola Tesla ~

 

Şükran!

Bu kelimeyi duyduğumuzda büyük olasılıkla otomatikman aklımıza Kupa Üçlüsü gelir. Çünkü bu kartta yaşamımızda emek verdiğimiz bir şeyin karşılığında şükredecek bir şeyler olduğu çok açık ortadır. Halbuki şükran duymayı temsil eden bir kartımız daha vardır, o da Para Onlusudur. Ancak bu iki kart arasında bir nüans farkı vardır. Kupa Üçlüsünde şükran duygusu zaten devrededir. Para Onlusu ise bize bu duyguyu hatırlatır. Hatırlatır, çünkü bu karta geldiğimizde şükran duygusu bize biraz uzak düşmüştür. Bunu her iki karta dikkatlice baktığımızda kavrarız. Biri ne kadar tenha ve sade, diğeri ise ne kadar dolu ve kalabalıktır. Bu farkı günlük yaşam bağlamında şöyle örneklendirecek olsak belki daha anlaşılır olur. Diyelim ki hayata yeni atıldınız ve maaşlarınızdan biriktirdiğiniz peşinat ile banka kredisini birleşitirerek bir ev aldınız. Bu evi Kupa Üçlüsü gibi kutlarsınız, çünkü hayatta sahip olduğunuz ilk evin size yaşattığı duygu ve zenginlik daha ziyade kupaların konusudur, çünkü  o ilk göz ağrısıdır. Ama yaşamınızın daha ileriki dönemlerinde yatırımınızı zenginleştirdiğinizde, bu zenginleşmenin bedeli sizin kupalardan uzak düşmenizdir ve belki maddi zenginliğinizin farkında olursunuz ama manevi zenginliğinizi - aile, dostlar, sevgi, cömertlik gibi - pek farketmezsiniz. O zenginlik ve kalabalık görüş sahanızı daraltmıştır. İşte o zaman Para Onlusu size o göremediklerinizi hatırlatır.

- Güneş İlhan -

 

Tarot Nedir?

 

Tarot da dahil tüm kehanetlerin özü ve hedefi kendini bilmek, kendini tanımaktır ve bu esnada bilinçdışı ile benlik ön plandadır. Tarot kartlarından bu bağlamda yararlandığımız zaman bize duymak istediğimizi değil, yaşam sürecimize bağlı olarak duymamız gerekeni, duymaya ihtiyacımız olanı söylerler. Gerçi biz çoğu zaman bunları duymaktan hoşlanmayız, ama ne çare ki yaşamımızı iyileştirmek istiyorsak onlara kulak vermek zorundayız. Çünkü onlar bizim zaten bildiğimiz, ama bilincimize taşıyamadığımız veya taşıdığımızda hoşumuza gitmediği ya da korktuğumuz için tekrar gölgeye, bilinçdışımıza geri gönderdiğimiz şeylerdir.
 

 

Videoyu seyretmek için tıklayın...

 

            

Kendi Mitolojimize Dair Notlar

 

Hepimizin bir hikâyesi, yani "Kendi Mitolojimiz" var. 

Peki bu hikâyenin kurgusu ve kalemi bizde mi?

Okumak için tıklayın...
           

    

Hepinize Merhaba,

 

Yaklaşmakta olan ve Ankara ile başlayacak seminer dizisine hazırlık yaparken kendimi entelektüel ifadeler ve terminoloji içerisinde boğulurken buldum. Halbuki derslerde de öğrencilerime hep vurguladığım gibi kartları ve onların sembolize ettiği yaşam durumlarını anlayabilmek için onların ayaklarını mutlaka yere bastırmamız ve günlük yaşamımızdaki yansımalarını bulup, onları irdelememiz, bunu yaparken de anlaşılır bir günlük dil kullanmamız gerekir.

  

Belki hazırladığım “Tarot Nedir?” videosunu seyredenleriniz olmuştur. Orada bile “Nedir?” sorusuna olabildiğince sade ve netlikle cevap vermeye çalışırken, gene de her şeyin yerini bulabildiğinden emin değilim. Oradaki her bir cümlenin de anlaşılır olabilmesi için günlük sıradan hayatımızdan örneklerle uzun uzun irdelenmesi gerekiyor.

 

Tarot kartlarının Büyük Arkanasının bize anlatmakta olduğu ve yol göstermeye çalıştığı yaşam yolculuğumuzu “Kahramanın Yolculuğu” olarak tanımlıyoruz. Bu tanım bile birçok insanda kendisinin olağanüstü olması gerektiği düşüncesini doğurabilecek bir tanım. Halbuki kahramanın yolculuğu aslında kahraman olmayanın yolculuğunu anlatır, ona nasıl sıradan bir insan olarak kendi sıradan hikâyesinin kahramanı, yani baş rol artisti olacağını anlatır. Bunu anlatırken “oskar”lık bir baş artist olması gerekmediğini, hatta karakter oyuncusu olmanın daha iyi ve değerli bile olabileceğini anlatır. Mühim olan, o hikâye ister oskarlık olsun ister olmasın, bizim kendi hikâyemizin içerisinde nasıl bir rolümüzün olduğu ve o rolde nasıl bir duruşumuzun olduğudur.

 

Ben Kahramanın Yolculuğu tanımını Kendi Mitolojimiz ve onu kendi kalemimizle yazmak olarak tanımlamayı seçtim. Bana göre bu tanım içerisinde kişinin konuyu biraz daha sahiplenmesini ve kişiyi aktif olmaya çağırmayı içeriyor. Bunun yanı sıra mitolojiyi ve mitleri merak etmeye davet ediyor. Onları merak etmemiz önemli, çünkü mitler bize bu dünyada bir insan olarak nasıl yaşayacağımızı öğretirler. Bir insanın nasıl bir olay karşısında duygu durumunun neler olabileceğini, bir olguya nasıl tepkiler verebileceğini ve bu tepkilerin sonuçlarının neler olabileceğini, zorlu durumların üstesinden nasıl gelinebileceğini gösterirler. Yaşadıklarımızın insana, insan olmaya özgü olduğunu ve her ne kadar bizler onları yaşarken yalnızca kendimiz yaşıyormuşuz gibi düşünsek ve hissetsek de, aslında yalnızca bizim yaşamadığımızı, bu konuda yalnız olmadığımızı bize anlatırlar.

 

Bu mitler hâlâ canlıdırlar ve günümüzde yaşamaktadırlar. Mahallenizde veya apartmanınızda bir Nifak Tanrıçası Eris yaşıyor olabilir, kendiniz yolunuza çıkan yaşam görevinizi Hz. Yunus gibi kibirle reddettiğinizden dolayı balinanın ağzına düşmek üzere olabilirsiniz, ya da Joseph Campbell’in dediği gibi, “Oedipus’un en son enkarnesi, Güzel ve Çirkin’in sürmekte olan aşk hikâyesi bu öğleden sonra 42. sokak ile 5. caddenin köşesindeki trafik lambasının yanmasını bekliyor,” olabilirler veya aradığınız Felsefe Taşı’nı yaşamınızdaki karşıtlıkları uzlaştırdığınız, aslında yaşamın özünün çatışmayla var olduğunu kavradığınız anda önünüzde bulabilirsiniz.

 

Hem mitoloji hem de insanın bilinçdışı sembol içeriklidir. Mitoloji insanoğlunun iç dünyasının sembollerle anlatılan hikâyesidir. Bu nedenle mitlerin ve tarot kartlarının sembolik dilini anlamak bizim sezgilerimiz aracılığı ile kendi iç dünyamızı anlamamızı ve bu sayede dış dünyada yaşamakta olduklarımızı anlamlandırmamızı mümkün kılar. Böylelikle kendimizi tanıyabilir, yaşamı deneyimleyebilir, gerçek anlamda yaşayabilir ve kendi mitolojimizi olmasını istediğimiz şekilde kendimiz yazabiliriz.

 

Hani derler ya, “Herkese doğuştan bir yetenek armağan edilmiştir, ama çoğu o paketi açmaz,” işte bütün mesele o paketi nasıl açacağını öğrenmekten ibarettir, arkası gelir. Ama hakikaten çoğumuz o paketi açmayıp, olmadığımız kişiler olarak yaşamaya devam etmeyi seçeriz, çünkü bunu yapmak güya(!) daha kolay ve daha zahmetsizdir. Eğer paketi açaçacak olursak yaşam karmaşıklaşacak ve hayat bizi kendi yaşamımızda yetişkin olmaya ve inisiyatif almaya çağıracaktır.

 

Oysa aslında hayat sıradan ve basittir, cevaplar ise önümüzdedir, yeter ki kartlara doğru zamanda doğru soruyu soralım ve onları objektif olarak okuyabilelim, yani paketimizi birer yetişkin olmaya doğru açabilelim.

           

Hikâyeleriniz zengin ve yolunuz açık olsun.

                  

© Güneş İlhan, 30 Eylül 2019, İstanbul

 

  

"Sanırsın ki çektiğin acının ve kalp yarasının dünya tarihinde eşi benzeri görülmemiştir,

 ama sonra okursun..."

 

~ James Baldwin ~

 

tarotdergisi@gmail.com
Başa Dön

© 2005-2020, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu sitedeki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.